sair muzisyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sair muzisyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2009 Pazar

Moz ve adamlari




Years of Refusal'in yayinlanmasina yaklasik 2 hafta kala, Moz'dan 2 haber var. Aslinda ilki haber degil ve hatta yeni bir gelisme de degil ama gormeyenler vardir diye paylasayim dedim. 'I'm throwing my arms around Paris' sarkisinin resmi video-klibi 2-3 hafta kadar once yayinlanmisti, asagida onu izleyebilirsiniz. Ikinci haber ise, 'I'm throwing my arms around Paris' 'single'inin fotograflarindan biri. Moz ve grup elemanlarinin ilginc fotografini coktan gordunuz bile, evet yukarda. (fotografin buyugu de burada)







27 Ocak 2009 Salı

Morrissey 'hala hasta' mi?

Ocak 2009 ortalarinda gerceklestirilen bir roportajda, 50’sine merdiven dayamis Morrissey’e soruyor gazeteci, “Olmeden once son vedanizi kime fisildamak isterdiniz?”. Morrissey, sevenlerinin verdigi isimle Moz, cevap veriyor, “En iyi arkadasima… Kendime.”

80’lerin muzik dunyasina en buyuk armaganlarindan biri olan The Smiths toplulugunun, elinde ciceklerle yalnizlik hikayeleri anlatan solisti ve soz yazari Morrissey, “Years of Refusal” albumuyle birlikte hikayesini kaldigi yerden anlatmaya devam ediyor. Morrissey, solo kariyerinde, The Smiths’leyken Johnny Marr’la yakaladigi yaratici tinilari yakalayamamakla elestirilse de W.B.Yeats’in Moz’un tum muzik kariyerini ozetleyebilecek su dizesini hatirlamakta fayda var:

“Kelimeler tek basina mucevherdir”


16 Subat’ta yayinlanacak olmasina karsin, “Years Of Refusal”in album kapagindaki fotograf aylar oncesinden tartismalara sebep olmaya baslamisti. The Smiths toplulugunun album kapaklarina yaklasiminin ‘siradanlik’ temasi uzerinde durdugu goz onunde bulundurulursa bu ‘gizemli’ album kapaginin altinda bir mesaj aranmasi cok da garip olmasa gerek. Dolayisiyla cok  farkli yorumlar alan bu kapak fotografi elbette ki Morrissey’in album tanitimi icin yaptigi basin toplantisinda da Morrissey’e sorulan ilk soru oldu. Morrissey bu soruyu sakayla karisik “Benim oglum.” diyerek gecistirerek fotografin gizemini korumasini bildi. Yapilan ‘derin’ yorumlara hic yer vermeden, aslinda bu kapak seciminin albumun aylar oncesinden konusulmasina sebep oldugu icin ne kadar dogru oldugunu soyleyerek albumun disini birakarak icini incelemeye baslayabiliriz.


"You Are The Quarry"ye Donus 

Albumun nasil bir ‘sound’a sahip oldugu hakkinda fikir yurutmek icin Morrissey’in kimlerle calistigina bakmak yeterli oluyor. Ilk onemli degisiklik, Morrissey’in bir onceki albumunun produktoru Tony Visconti’den vazgecmis olmasi. Morrissey’in 2004 cikisli albumu “You Are The Quarry”nin produktoru ve esas olarak pop/punk rock toplulugu “Blink-182”nun produktoru olarak bilinen Jerry Finn tekrar is basina cagrilmis “Years of Refusal” icin. Ikinci degisiklik –ki bahsettigim ilk degisikligin sebebini daha da net ortaya cikaran degisiklik- tuslu calgilar icin yine “You Are The Quarry”den ve Blink-182’dan hatirlayacagimiz Roger Manning’in albume cagrilmis olmasi. Manning’in album kayitlari icin soyledigi su sozler albumden neler beklememiz gerektigini ozetliyor : “…Jerry Finn ile ‘punk-pop’un en onemli topluluklarindan Blink-182 ile calistigimiz donemden bu yana uzun bir gecmisimiz var ve kendimizi bir anda Morrissey’le kaydedecegimiz 2.album icin davet edilmis bulduk. Butun parcalar canli kaydedildi ve tum parcalara harika ‘garage’, ‘punk’ ogeleri ekledik.”


Gelelim 3 yillik aradan sonra Morrissey’in kendi deyimiyle “en guclu album”unu ortaya cikaran ezgilere ve sozlere. Yukarida bahsettiklerim dogrultusunda “Moz sertliginde” bir parca "Something Is Squeezing My Skull" ile aciliyor album ve 15 saniyelik kisa bir ‘intro’dan sonra Morrissey soze giriyor ve sesleniyor sevenlerine : “Keyfim yerinde/Artik gecmisi ve simdiyi ayirabiliyorum”. Morrissey’den guzel haberler almaya aliskin olmayan ‘Moz’culari ilk bakista sasirtan bu dizelerin ‘sarcasm’i, ilerleyen saniyelerde ‘bildigimiz Morrissey’ satirlarini duymamizla ortaya cikiyor. “modern hayatta ask yoktur”, “modern hayatta gercek arkadaslar yoktur” diye sesleniyor ve anliyoruz ki Moz yine bizi dusundurmeye, uzmeye, guldurmeye ve sasirtmaya devam edecek.

Bu sarkastik acilistan sonra "Mama Lay Softly On The Riverbed" ile devam ediyor album. Izci bandosunu andiran davullariyla baslayan parcada Morrissey, annesine ozlemini haykirirken “gri takim elbiseli domuzlar”dan, “kaba hizmetciler”den hesap soruyor nukteli dizeleriyle. Parcanin doruk noktasinda ise “distort” seslerin atismasini dinliyoruz Moz’dan alisik olmadigimiz sekilde.


Albumun 3 numarali parcasi “Black Cloud”- “Kara Bulut” - da ise efsanevi blues-rock gitaristlerinden Jeff Beck’i dinleme firsati buluyoruz. Isminden de anlasilacagi gibi oldukca karanlik soz ve akorlara sahip karanlik parcayi “I’m Throwing My Arms Around Paris” takip ediyor. Ismine bakinca, Morrissey’in Paris’e olan askini(!) anlattigi bir parca olarak gorunse de, Morrissey’in The Smiths doneminde irkcilikla suclanacak kadar iddiali bir sekilde dile getirdigi Ingiltere sevgisine ihanet edecegini dusunemiyoruz. Albumun en naif ezgilerine sahip bu parcada soyle diyor Morrissey, bizi bir kere daha ters koseye yatirarak:

“Gulen yuzunun yoklugunda her yeri dolandim

ve karar verdim, kollarimi Paris’e doluyorum

Cunku yalnizca tas ve celik askimi kabul edecek”


“Years Of Refusal”in devaminda ise 2008 senesinde cikan ve Morrissey’in solo kariyerinin en onemli parcalarini barindiran “Greatest Hits” albumunde surpriz bir sekilde dinleyicilerle ilk kez paylasilan, “All You Need Is Me” ve "That's How People Grow Up" tekrar karsimiza cikiyor. Bu iki parca arasinda ise Ispanyol ezgi ve ritmleriyle suslu bir ayrilik sarkisi “When I Spoke To Carol” albume farkli bir tat katiyor.


Ismiyle tum hikayesini aciga vuran, muzikal anlamda ise alisildiktan oteye gidemeyen "One Day Goodbye Will Be Farewell"den sonra albumun The Smiths’ten asina oldugumuz 4 dakikayi asmayan parca anlayisini kiran son 4 parcaya geliyor sira. The Smiths’in ’87 yilinda yayinladigi son studyo albumu “Strangeways, Here We Come”daki, “Unhappy Birthday”u siirsel anlamda animsatan “It’s Not Your Birthday Anymore”, ozel efektlerle suslenip akustik sesinden uzaklastirilmis sakin davul ritmleriyle baslayip bir isyana donusuyor. 87’de “Sana mutsuz bir dogumgunu dilemeye geldim/Cunku sen kotusun/Yalan soylersin/Olursen biraz uzulebilirim, ama aglamam” diyen Morrissey, 22 sene sonra nefretini  biraz daha kontrol altina almis gorunuyor : “Artik dogumgunun degil/Sana nazik davranmama gerek yok/Gercekten kastettigimizi mi dusunuyorsun?/Dun soyledigimiz duygusal seyleri”

"You Were Good In Your Time", Morrissey’in bir onceki albumu “Ringleader of Tormentors”a yakin bir parca olarak dikkatlerden kacmiyor. Yine bir olum ve ayrilik hikayesini kemanlar ve perkusyon esliginde anlatiyor Moz. Kapanistan onceki parca “Sorry Doesn’t Help” yine hareketli ritmleri ve bu ritmleri doyuran klavye eslikleriyle Morrissey’in ozurlerden bikkinligini anlatiyor. Albumun kapanisini ise, acilistaki “keyfim yerinde” cumlesine benzer bir sekildeki ismiyle "I'm OK By Myself" yapiyor. Smashing Pumpkins’ten tanidigimiz davulcu Matt Walker’in Morrissey’le ilk studyo calismasinin en guclu ritmlerini dinlendigimiz bu parcada yine nefretle dolu ‘80lerin ‘yakisikli seytan’i : “Ben kendi basima iyiyim/Sana ihtiyacim yok/ya da beni kurtarman icin erdemine/ya da anlam kazansin diye yardimseverligine/ya da basit felsefene”


Her zamanki Morrissey sozleri ve diger Morrissey albumlerine oranla kismen ‘punk’ ve ‘garage’a daha yakin seslerden olusan “Years Of Refusal”, “Ringleader Of The Tormentors”dan sonra Moz hayranlarini mutlu edecege benziyor. Muzik tarihinin en onemli ozanlarindan biri Morrissey’in hala ayni disiplinle calismalarina devam etmesi tum muzikseverler icin onemli bir sans dememek elde degil. Darisi, son 1 yildir cokca konusulan The Smiths’in yeniden birlesmesine.  

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bitmeyen Beatler - 1

“When I said I was beat I was beat, man, I was tired, exhausted, warn out. That’s what I meant.’

--Herbert Huncke

 

Huncke, “beat” sozcugunu ilk defa sozluk anlami disinda kullanarak, dejenere bir toplum icinde yasamanin zorluguyla iliskilendirirken, belki de farkinda olmadan, 20.yuzyilin gidisatini degistirecek olan “beat kusagi”nin isim babasi oluyordu. II.Dunya Savasi sonrasi kontrolsuzce tuketici hale gelen bir duzene alternatif uretmek icin fikir birligi eden Burroughs, Ginsberg, Kerouac, New York sokaklarinda yasami yeniden kesfetmek icin yola ciktiklarinda, farkettikleri ortak tek birsey vardi. O da, hayati renkli kilan tum farkli yasantilarin -belki bilincli bir sekilde belki de bilincsizce- tek bir form altinda tekduzelestirildigiydi.

 

Beat kusaginin cekirdek kadrosunu olusturan bu uc ismin pesinde kostuklari dusuncelerin “gorunurdeki  motivasyonu”, toplumsal bir aydinlama cabasi olarak algilanabilir. Gorunurdeki motivasyon diyorum, cunku bu uclunun aklinda yatan ne salt bir sanatsal evrilme istegi ne de salt bir toplumsal duyarlilik hareketi yaratma cabasiydi. Boyle bir hareketin ortaya cikmasindaki tek gercek motivasyon, “beat”lerin hayati sinirsizca yasama istegiyle bagdastirilabilecek olan “rastgelelik” ve”spontanlik” anlayisiydi, bir New York macerasinda tanisan bu ekip icin.

 

Beat hareketinin dogasi geregi, yukarida bahsettigim tavir, Burruoghs, Ginsberg ve Kerouac icin bile farkli seyler ifade ediyordu. Kerouac’in “beat” anlayisi cazdan ilham alirken (ozellikle ‘50lerdeki coskusuyla be-bop donemi ve tabii ki long-train John Coltrane), belki de Ginsberg icin “beat”lik, sinirsiz cinsel deneyimle ozdeslesebiliyordu. Beat kusagi anlayisinin kendi icinde bile farkli seyler cagristirabilmesi, bu hareketin sadece edebiyatla sinirli kalmamasina; resim, dans, muzik gibi pek cok uretim alanina ilham kaynakligi etmesine yeterli bir “dogal” sebep olmustur.

 

Beat kusaginin edebiyat disindaki sanat akimlari uzerindeki etkisini ortaya koyan en onemli orneklerden birine soyut disavurumcu (abstract expressionism) akimda rastliyoruz. Jackson Pollock, Franz Kline, Wallace Berman gibi bu akimi temsil eden unlu ressamlarin eserlerinin beat kusaginin olusmaya basladigi donemlere “denk” gelmesi bir tesaduf degildir. Jackson Pollock, “action painting” yontemiyle urettigi ve “beat” kusagi anlayisi icinde bahsettigim “rastgelelik” ve “spontanlik” kavramlariyla ozdeslesen resimleri hakkinda soyle diyor: “ Resim yaparken ne yaptigimin farkinda olmuyorum. Bunu farketmem, bir cesit resimle “tanistirilma” doneminden gectikten sonra mumkun oluyor. Bir resmi degistirmek, bir imgeyi imha etmek beni korkutmuyor, cunku her resmin kendi yasami var. Ben bu yasamin ortaya cikmasini saglamaya calisiyorum. Bu da ancak resimle iletisimimi kopardiktan sonra ortaya cikan karmasayla mumkun. Boyle olmasaydi, resimler saf bir uyum, kolay bir “al, ver” iliskisinden oteye gitmezdi.” Bu soylem, bir yandan beatlerin resim sanatina yaklasimlarini, bir yandan da hayat anlayislarini sanata nasil donusturdukleri konusunda oldukca aciklayici soylemlerden biri belki de.

Sanat dunyasinda bu denli etki yaratmis bir hareketin, populer kultur icerisinde yer etme surecinde ise karsimiza donemin –ve simdinin- buyuk muzisyenleri hatta daha dogru tanimla buyuk ozanlari cikiyor. Ozellikle, ‘beat kusagi’nin bir “yasam anlayisi” olarak algilanmasinda ve donemsel olarak ortaya cikan alt-kulturlerin ortaya cikisinda, muzigin ve bu buyuk ozanlarin payi yadsinamayacak derecede buyuktur. Bu noktadan hareketle, bir yazi dizisi halini alacak olan “Bitmeyen Beatler”de, muzik dunyasinin sairleriyle “beat kusagi” arasindaki iliskiye dair incelemeler bulacaksiniz. Bu incelemelerin ilk duragi, 60lar sonrasi ortaya cikan cogu altkulture oncu olmus olan “hippie” altkulturuyle ozdeslestirebilecegimiz, The Doors toplulugunun solisti, sair ve sarki yazari Jim Morrison olacak. Hayati boyunca sarkici yerine sair olarak anilmak isteyen Morrison’in sarki sozlerindeki “beat” izlerini, bundan sonraki yazida ariyor olacagiz. 




17 Kasım 2008 Pazartesi

Lou Reed - Ecstasy (2000)

Cogu insanin hayatina '72 senesinde yazdigi "Perfect World" sarkisiyla girmistir herhalde Lou Reed. Benim hayatimda ise "Velvet Underground"la ilk olarak yer etmisti bu buyuk muzisyen/sair. "Velvet Underground & Nico" albumu elbette bir ara bu blogda klasikler kosesinde yer alacak ancak ondan once uzun suredir iskaladigimi farkettigim Lou Reed'in 2000 senesinde yayinlanan "Ecstasy" albumu hakkinda bir iki kelam etmek istiyorum.
Bu albumu neden iskaladigimi dusunurken buldugum iki sebep var. Birincisi, "Velvet Underground" tadinda bir sound u en son 1989 senesindeki "New York" albumunde yakalamis ve ondan sonraki albumlerde "Velvet Underground"un getirdigi yenilikci tavri bir turlu yakalayamamistim Lou Reed'de. Bu nedenle '90 lardaki albumleri neredeyse tamamen kaybolmus gitmis hafizamdan. Ikincisi ise, itiraf ediyorum, solo calismalarina her zaman bir 'ah nerde velvet nerde bunlar" diyerek, bir onyargiyla yaklasiyor olmamdi. Ancak sunu da unutmamak lazim, ne kadar kotu muzik yaparsa yapsin bu adamin sozleri her zaman beklenmedik seylerle dolu. Zaten "Velvet Underground & Nico" albumunu bu derece onemli kilan seylerden biri, insanlarin daha once hicbir sarkida duymadiklari seyleri Lou Reed'den duymalari ve hippie" kusaginin, konformistlerin uyusturucuyla ozdeslestirdigi bir kusaktan cok daha fazla sey barindirdigini gostermesiydi. Yani, Lou Reed'in muzik dunyasina damgasini vurmasi cok buyuk oranda sozleri sayesindeydi. 

'67 de bu sozleri insanlarla paylastiginda 25 yasinda olan Lou Reed, 2000 senesinde karsimiza gencligindeki tavirlarina gore dogal olarak cok daha naif sozlerle karsimiza cikiyor. 25 yasindayken transeksuellerden, sado-mazo iliskilerden, uyusturucan bahseden bu genc adam, 58 yasina geldiginde daha siradan seylerden bahsederken yillarin getirdigi sakinlik ve ustalik ayri bir Lou Reed imgesi olusmasina yetiyor da artiyor. Dedigim gibi '89 dan sonra bu havayi hic yakalayamamisken, "Ecstasy" albumunde iliskilerden, aile icinde alip verilemeyenlerden, calkantilardan bahseden Lou Reed  yine yapiyor yapacagini. 

Album, kolay akilda kalan rock'n roll riffleriyle hizli bir giris yapan "Paranoia Key Of E" ile basliyor ki bu albumu ilk dinledigim hakikaten benim de aklimda kalan tek sarki bu olmustu. 14 sarkilik albumun tumuyle eksiksiz oldugunu soylemek pek kolay degil. Lou Reed'in alisildik kadrosu gitarda Mike Rathke ve elektrik bas gitarda Fernando Saunders, albumun 4, 5 ve 6 numarali sarkilari olarak siralanmis 3 sarkiya muzikal imzalarini atiyorlar. Albume ismini veren "Ecstasy", Lou Reed'in tavuk kostumuyle video-clip cektigi ve sozleri yeri gelince oldukca sarkastik yeri gelince oldukca acik sozlu olan bir muzikal siir "Modern Dance" ve "Tatters" bu albumun yapi taslari dersem cok abarti olmaz sanirim. Zira, bu 3 sarki gerek sozleriyle gerekse farkli sound yapisiyla albumu adam eden sarkilar. Bu uc sarkinin yani sira, "velvet" donemlerini hatirlatan 18 dakikalik "Like A Possum" belki gun icinde kolay dinlenebilecek bir sarki degil ama albumun unutulmayacak sarkilarindan biri kesinlikle. "Like A Possum"dan bir alintiyla bu yaziyi sonlandiriyorum. Benim gibi bu albumu gozden kacirmis olanlar varsa, bir goz atsalar pek fena olmaz hani. 

"I got a hole in my heart the size of a truck
It won't be filled by one-night fuck
Like a possum" 

Albumden sectigim parcalari buradan dinleyebilirsiniz:





Bir de "Modern Dance" in video-clip i albumu daha iyi anlatir gibi geldi bana. Buyrun