2000ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2000ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2008 Salı

Robert Wyatt - Comicopera (2007)


Muzik dunyasinin huzunlu, kirilgan ve bir o kadar da surukleyici seslerinden biri olarak anilir Robert Wyatt. ’70 lerin, simdilerde pek hatirlanmayan deneysel/progressive (deneyselligini fusion ve psychedelic rocktan alan) rock toplulugu “Soft Machine”in sosyalist davulcusu ve vokali diye bir sozluk tanimi da yazilabilir, beyazlasan sac ve sakallariyla birlikte “bilge dede”leri andiran bu amca icin.

(Not: “Soft Machine” toplulugu ismini unlu “beat kusagi” yazari William S. Burroughs’un devrimci kitabi “Naked Lunch”tan sonra 1961 senesinde yayimladigi “Soft Machine” kitabindan almistir. Dolayisiyla donemin karsi duruslu ve deneysellige acik atmosferi bu deneysel topluluga da isim kaynakligi etmistir .)


’73 te sarhos bir gecenin sonunda 3.kattaki binanin penceresinden dusmesiyle belden asagisi felc olan ve sesinin huznunu artik sarkilarina da yansitmaya baslayan Wyatt, 2007 senesinde yayinladigi “Comicopera” (comic opera) albumuyle karsimiza cikiyor. Davul calmayi birakmak zorunda kaldiktan sonra, belden yukarisiyla calabilecegi tum ensturmanlara el atan Wyatt’in ,solo kariyerinin en olgun calismasi olarak niteleyebilecegim, “Comicopera”si,  ismiyle baglantili olarak klasik bir “comic-opera” gibi 3 perdeden olusan bir album. Hayatini degistiren kazadan sonra ’74 te evlendigi ve solo kariyeri boyunca Wyatt’a gerek sozleri gerekse fikirleriyle her zaman destek olmus Alfreda Benge ve tanitmaya gerek duymadigim Brian Eno, Paul Weller albumun/operanin perde arkasindaki isimleri.

 

 Albumun ilk perdesi (Act I: Lost In Noise),  Jan Garbarek’in kizi Anja Garbarek’in alistigimiz ve beni hicbir zaman biktirmayan kuzey muziginin esintileriyle dolu “Stay Tuned” ile basliyor. Belki de bu yaziyi bana yazdiran da soguk esintili ama dinledikce isitan bu acilis parcasi. ’90 lardan hatirlamayi basarabilecegimizi dusundugum ender topluluklardan “Radiohead”in esas adami Thom Yorke, “Comicopera” yayinlandiktan yaklasik 1 ay sonraya denk gelen bir soylesi sirasinda , programda (BBC 6Music radyosunda) calinmak uzere “Stay Tuned” parcasini seciyor ve soyle diyor: “.. albumu internetten indirdim ama ilk parca haric dinleyemedim. Ilk parcayi actim ve 2 gun boyunca araliksiz onu dinledim, cunku o kadar guzel ki…” Gercekten de “o kadar guzel ki” dedirten

 parcalardan biriyle acilan bu sahne, Benge ve Wyatt’in sozlerini birlikte yazdigi ve bir kadinla onun alkolik esi arasindaki diyalogu seklinde gecen “Just As You Are”la devam ediyor. Anlattigi hikaye bir yana, Wyatt’in cok sifatli sesine Brezilyali bir ses, Monica Vasconcelos, Alfreda Benge’nin diyaloglarini seslendirerek eslik ediyor ve “Comicopera”nin iyi bir album oldugundan iyice emin oldugum an da tam bu sarkiya denk geliyor.

 

Ikinci perde, Act II: The Here and the Now, Wyatt ve Eno ortak calismasi “A Beautiful Peace” ile basliyor ve kuzey “sound”undan Brian Eno “sound”una gecen album, yeni bir perdenin acildigini hissettiriyor dinleyicisine/izleyicisine.  Genel olarak ayni havada seyreden ikinci perde Eno’nun marifeti diyebiliriz. Ikinci perdenin kapanis parcasi “Out of Blue”, savas donemi evi bombalanan bir adamin gozunden yasananlari anlatirken, Wyatt’in ufak ufak her sarkisina ilistirdigi savas karsitligini ve politik durusunu  yine dinleyicisine siirsel bir sekilde aktariyor. Brian Eno’nun elektronik altyapilari ve efektleri ise bu sarkinin guclu atmosferini dinleyiciye dogrudan aktarmasi bakimindan oldukca kritik bir gorev ustleniyor. “Out of Blue”dan bir iki satir yazmadan, final perdesine gecemeyecegim.

 

“My rooms’ wont give you shelter

They’re open to the air

The upper storeys out of reach

The stairs no longer there

(You set me free)

You planted all your everlasting hatred in my heart

You have planted all your everlasting hatred in my heart”

 

Ucuncu ve son perde ise, Act III: Away With the Fairies, rengarenk bir kapanis perdesi. Italyan punk-rock toplulugu CCCP imzali “Del Mondo”yla acilan bu perde , Wyatt’in “Soft Machine” doneminde ve zaman zaman solo albumlerinde de ortaya cikan “dunya muzigi” bagimliligini ortaya koyan ve bana gore albumu oldukca guzel tamamlayan tam bir final. Sevdigim Ispanyol sair Federico Garcia Lorca’nin siirinden uyarlama sozleriyle “Cancion de Julieta”, unlu ingiliz vibrafoncu Orphy Robinson bestesi “Pastafari” ve devrimcilerin vazgecilmez sarkisi, Kubali Carlos Puebla bestesi "Hasta Siempre Comandante" Wyatt yorumuyla birlike bu final perdesini olusturuyor. Ve bu guzel album de burada bitiyor.

 

Son bir yorum eklemeden bitiremeyecegim bu yaziyi. “konsept” album adi altinda bircok siradan ve zayif islerle karsi karsiya kalmis bir muziksever olarak bu albumun kacirilmaz bir album oldugunu soylemek gerek. “konsept”indeki yaraticilik ve tutarlilik Wyatt’in kompozitorluguyle birlesince tadindan yenmez bir album ortaya cikmis, benden soylemesi. (Weller ve Eno olmasa ne yapardi bu muzik dunyasi??)


P.s: albumden sectigim sarkilari asagida dinleyebilirsiniz..




17 Kasım 2008 Pazartesi

Lou Reed - Ecstasy (2000)

Cogu insanin hayatina '72 senesinde yazdigi "Perfect World" sarkisiyla girmistir herhalde Lou Reed. Benim hayatimda ise "Velvet Underground"la ilk olarak yer etmisti bu buyuk muzisyen/sair. "Velvet Underground & Nico" albumu elbette bir ara bu blogda klasikler kosesinde yer alacak ancak ondan once uzun suredir iskaladigimi farkettigim Lou Reed'in 2000 senesinde yayinlanan "Ecstasy" albumu hakkinda bir iki kelam etmek istiyorum.
Bu albumu neden iskaladigimi dusunurken buldugum iki sebep var. Birincisi, "Velvet Underground" tadinda bir sound u en son 1989 senesindeki "New York" albumunde yakalamis ve ondan sonraki albumlerde "Velvet Underground"un getirdigi yenilikci tavri bir turlu yakalayamamistim Lou Reed'de. Bu nedenle '90 lardaki albumleri neredeyse tamamen kaybolmus gitmis hafizamdan. Ikincisi ise, itiraf ediyorum, solo calismalarina her zaman bir 'ah nerde velvet nerde bunlar" diyerek, bir onyargiyla yaklasiyor olmamdi. Ancak sunu da unutmamak lazim, ne kadar kotu muzik yaparsa yapsin bu adamin sozleri her zaman beklenmedik seylerle dolu. Zaten "Velvet Underground & Nico" albumunu bu derece onemli kilan seylerden biri, insanlarin daha once hicbir sarkida duymadiklari seyleri Lou Reed'den duymalari ve hippie" kusaginin, konformistlerin uyusturucuyla ozdeslestirdigi bir kusaktan cok daha fazla sey barindirdigini gostermesiydi. Yani, Lou Reed'in muzik dunyasina damgasini vurmasi cok buyuk oranda sozleri sayesindeydi. 

'67 de bu sozleri insanlarla paylastiginda 25 yasinda olan Lou Reed, 2000 senesinde karsimiza gencligindeki tavirlarina gore dogal olarak cok daha naif sozlerle karsimiza cikiyor. 25 yasindayken transeksuellerden, sado-mazo iliskilerden, uyusturucan bahseden bu genc adam, 58 yasina geldiginde daha siradan seylerden bahsederken yillarin getirdigi sakinlik ve ustalik ayri bir Lou Reed imgesi olusmasina yetiyor da artiyor. Dedigim gibi '89 dan sonra bu havayi hic yakalayamamisken, "Ecstasy" albumunde iliskilerden, aile icinde alip verilemeyenlerden, calkantilardan bahseden Lou Reed  yine yapiyor yapacagini. 

Album, kolay akilda kalan rock'n roll riffleriyle hizli bir giris yapan "Paranoia Key Of E" ile basliyor ki bu albumu ilk dinledigim hakikaten benim de aklimda kalan tek sarki bu olmustu. 14 sarkilik albumun tumuyle eksiksiz oldugunu soylemek pek kolay degil. Lou Reed'in alisildik kadrosu gitarda Mike Rathke ve elektrik bas gitarda Fernando Saunders, albumun 4, 5 ve 6 numarali sarkilari olarak siralanmis 3 sarkiya muzikal imzalarini atiyorlar. Albume ismini veren "Ecstasy", Lou Reed'in tavuk kostumuyle video-clip cektigi ve sozleri yeri gelince oldukca sarkastik yeri gelince oldukca acik sozlu olan bir muzikal siir "Modern Dance" ve "Tatters" bu albumun yapi taslari dersem cok abarti olmaz sanirim. Zira, bu 3 sarki gerek sozleriyle gerekse farkli sound yapisiyla albumu adam eden sarkilar. Bu uc sarkinin yani sira, "velvet" donemlerini hatirlatan 18 dakikalik "Like A Possum" belki gun icinde kolay dinlenebilecek bir sarki degil ama albumun unutulmayacak sarkilarindan biri kesinlikle. "Like A Possum"dan bir alintiyla bu yaziyi sonlandiriyorum. Benim gibi bu albumu gozden kacirmis olanlar varsa, bir goz atsalar pek fena olmaz hani. 

"I got a hole in my heart the size of a truck
It won't be filled by one-night fuck
Like a possum" 

Albumden sectigim parcalari buradan dinleyebilirsiniz:





Bir de "Modern Dance" in video-clip i albumu daha iyi anlatir gibi geldi bana. Buyrun